Sayaç

Tüm Yayınlar

Cuma, Ağustos 18, 2017

CHP’nin Çanakkale’de düzenleyeceği ‘Adalet Kurultayı’nın ayrıntıları


CHP’nin Çanakkale’de düzenleyeceği ‘Adalet Kurultayı’nın ayrıntıları paylaşıldı.

‘Adalet Kurultayı’, Gelibolu Yarımadası’ndaki Kocadere Kamp Alanı’nda 26-29 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.

Genel başkan yardımcısı Aykut Erdoğdu anlattı.

Alanda kalmak isteyenlerin önceden CHP’yi bilgilendirmesi gerektiğini söyleyen Erdoğdu, bilgi vermeyenlerin çadırlarını getirmesi veya yakın bir yerde konaklamasını ayarlaması gerektiğini söyledi.

CHP’nin kurultayda konuşmacı değil, dinleyici olacağını kaydeden Erdoğdu, “Alkol tüketimi yasak olacak. Çevreye saygı ve çevreyi kirletmeme en önemli uyarılarımızdan biri. Panel ve çalıştaylarda belirlenen konuşmacılar konuşacak, dışardan gelerek panel ve çalıştay düzenini bozacak şekilde söz alınmasına müsaade edilmeyecek. Farklı fikirler olacaktır ama kimse fikirleri nedeniyle suçlanmayacak. Terörün, şiddetin ve suçun övülemesi yasak olacak” diye konuştu.

Ormanın içinde gerçekleşecek kurultayın günlük programı 09.30’da gibi başlayıp 17.30’da sona erecek.

Cindoruk, Şener, Boratav katılımcı

“Mahkemede, devlette, geçimde, seçimde, inançta, eğitimde, yaşamda ve medyada adalet” başlıklarında çalışılacak kurutayda, çalıştaylar uzmanlık alanı gerektiren dar kapsamlı, yuvarlak masa toplantıları şeklinde yapılacak.

Erdoğdu kurultaya katılacak isimlere ilişkin şunları söyledi: “Ertuğrul Yalçınbayır, Hüsamettin Cindoruk, Abdüllatif Şener, Nesrin Nas gibi muhafazakâr ve liberal kanadı temsil eden önemli isimler kurultayda yer alacak. Korkut Boratav gibi efsanevi iktisatçı, bilim insanları konuşacak. Birçok önemli isimle de görüşmeler sürüyor, programlarının ayarlanması için, kesinleştikçe bilgilendirme yapılacak.”

Sera Kadıgil hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan iddianame hazırlandı


CHP’nin parti meclisi üyesi Sera Kadıgil hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan iddianame hazırlandı.

Kadıgil hakkındaki iddianamenin 15 Temmuz gecesi paylaştığı “TRT’de okunan metin! Gaflet, delalet ve hatta hıyanet içindeki cumhurbaşkanı”  tweeti nedeniyle hazırlandığı belirtildi.

Ne olmuştu?

Kadıgil, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada ifade vermek için gittiği Çağlayan Adliyesi’nde gözaltına alınmıştı.

Kadıgil’e, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ ve ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama’ iddiasıyla işlem yapılmıştı.

Kimsenin dini inancına hakaret etme amacı olmadığını belirten Kadıgil, söz konusu tweetle ilgili şöyle ifade vermişti: “15 Temmuz darbe girişiminin ardından TRT’de okunan darbe bildirisini sosyal medyadan paylaştım. Darbe karşıtı bir insanım ve cumhurbaşkanına hakaret kastım yoktur. Cümle bana ait değildir. TRT spikerinin okuduğu bildiriyi dinlerken siyasi görevim nedeniyle haber vermek amacıyla okunan metinden paylaştığım bir cümledir.”

Kadıgil, ilerleyen günlerde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

ÖSYM’nin ‘yanlış’ı Uykusuz’un kapağında

Mizah dergisi Uykusuz, bu haftaki sayısının kapağına sonuçları yanlış açıklayan ÖSYM’yi taşıdı.

İnsanlardan oluşan çubukların yer aldığı Tetris oyununu oynayan birinin yer aldığı kapak karikatüründe, “Ayyy! Yine yanlış yerleştirildik!” sözleri görülüyor.


Uzman görüşü: Alperen’in en fazla dayanabileceği süre üç saattir


İzmir’de kreş servisinde unutulup havasızlıktan hayatını kaybeden üç yaşındaki Alperen Sakin’in o halde araç içinde kalabileceği sürenin en fazla üç saat olduğu belirtildi.

İzmir’in Çiğli ilçesinde kreş servisinde unutulan ve dokuz saat sonra fark edilen çocuk, havasızlıktan hayatını kaybetmişti. Alperen’in bulunduğu servis aracı korsan çıkmıştı.

Uzman doktor Ali Tırtır, Alperen’in dokuz saat sonra serviste bulunması ve hava sıcaklığı göz önüne alındığında, üç yaşındaki bir çocuğun en fazla dayanabileceği sürenin üç saat olduğunu söyledi.

Tırtır şöyle devam etti: “Ancak 42 derecelik sıcaklık bu süreyi 2 saate düşürmüştür. Çocuk uykuda aşırı terlemeden sıvı kaybı yaşadığı için bilincini kaybeder. Bu yüzden uyku halindeyken ya da bilinci açık halde hayatını kaybetmiş olabilir.”

Ayvalık’taki yangında iki futbol sahası büyüklüğünde alan küle döndü


Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde çıkan yangında 3 hektar (yaklaşık iki futbol sahası) alan küle döndü.

Şeytan Sofrası’nda çıkan yangına itfaiye ekipleri, iki amfibik uçak, altı helikopter, 36 arazöz ve üç dozerle müdahale edildi.

Vali Ersin Yazıcı, yangının nedeninin henüz bilinmediğini belirterek, “Zarar gören alanda genç fidanlar bulunuyordu. Yangın devam ediyor ve çok sayıda ekip havadan ve karadan müdahale ediyor” dedi.

Yangın nedeniyle yakındaki Ceylan ve Karaca sitelerinde yaşayanlar güvenli bölgelere yönlendirildi. Söndürme çalışmaları saatte 42 kilometreyi bulan rüzgar nedeniyle güçlükle gerçekleştirildi.

Balıkesir Orman Bölge Müdürü Kırcı, saatler sonra yangının kontrole alındığını duyurdu.

Kırcı, şu bilgileri verdi: “Yangın kontrol altına alındı. 3 hektar alan zarar gördü, soğutma çalışmaları devam ediyor. Yerleşim yerlerine kısa bir mesafede durdurabildik. Herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Ancak, 3 hektarlık ormanımız zarar gördü. Şimdilik ekipler soğutma çalışmalarına devam ediyor. Yangına kısa sürede müdahale ettik. Ancak rüzgar çok şiddetliydi. Alan da rüzgara açık bir bölgeydi. Çok şükür kontrol altına alındı.”

Özgür Özel: Genel başkanında olmayan cesaret varsa gel konuşalım


CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, “CHP suçüstünün panik halini yaşıyor” diyen AKP Sözcüsü Mahir Ünal’ı canlı yayında tartışmaya çağırdı: “Genel başkanında olmayan cesaret varsa gel konuşalım.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklandığı MİT TIR’ları soruşturmasının, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na uzanabileceğini ima etmişti.

Erdoğan, Berberoğlu’nun “Buradan çıktım çıktım. Çıkmadığım takdirde açıklamalarda bulunacağım” dediğini öne sürerek, “İçerdeki zatla Kılıçadaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın” demişti.

Cumhurbaşkanının bu ifadeleri üzerine CHP’den yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu’na ‘kumpas kurulduğu’ savunulmuştu.

Son olarak AKP Sözcüsü Ünal, kumpas iddialarını reddederek “Kimsenin haksız tutuklanması ya da gözaltına alınmasından yana olamayız. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si suçüstü yakalanmanın paniğini yaşamaktadır” demişti.

‘Yeni iddialar dediği Güneş’in 17 Haziran tarihli manşeti’

ANKA’nın haberine göre, dünkü açıklamasında ‘FETÖ’yle CHP’nin aynı şeyleri söylediğini ileri süren Ünal’a bugün düzenlediği basın toplantısında yanıt veren CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, “Bugün yeni iddialar diye söylediği her şey 17 Haziran 2017 günü Güneş gazetesinin manşeti zaten” diye konuştu.

‘Genel başkanında olmayan cesaret varsa hodri meydan’

AKP sözcüsünü canlı yayında tartışmaya çağıran CHP grup başkan vekili şunları söyledi: “Mahir Ünal, istersen şöyle bir şey yapalım. Sayın cumhurbaşkanı, sayın Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkmıyor. Eskiden Temel Reis vardı, şimdi korkak reis var. Biz çocukluğumuzda Temel Reis ile büyüdük. Ispanak yiyordu, gücünü gösteriyordu, hiçbir şeyden korkmuyordu. Şimdi çocuklar korkak reisle büyüyorlar. Ana muhalefet lideri çağırıyor, hepimiz davet ediyoruz, 100 dakika sen konuş, 10 dakika biz konuşalım diyoruz. Sizin genel başkan korkuyor. Mahir Ünal eğer genel başkanında olmayan cesaret varsa hodri meydan, gel oturup konuşalım.”

‘İşledikleri suçu örtmek için başkasına suç icat ediyorlar’

Eski başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş’in “O TIR’larda vallahi de billahi de insani yardım yoktu, vallahi de billahi de Türkmenlere gitmiyordu” sözlerini hatırlatan Özel şöyle devam etti: “O bilgiler gerçek. Değilse aynı suçu işliyorum, kendimi ihbar ediyorum, o bilgilerin gerçek olduğunu herkes biliyor, zaten sıkıntı orada. Orada mama olmadığını, silah olduğunu, Türkmen’e gitmediğini, cihatçı örgütlere gittiğini hepimiz biliyoruz. Ortada bir suç yok. Önce kendi işledikleri, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, kendi işledikleri suçu örtmek için başkasına suç icat ediyorlar, sen mama yolladın da millet mamaya mı engel oldu?”

‘Çık ve özür dile’

Kılıçdaroğlu’nun 17 Mayıs 2015’te Zaman gazetesini ziyaret ettiği yönündeki iddiayı da yalanlayan değinen Özel, Ünal’dan özür dilemesini istedi: “Yalanın bini bin para, bıktık, hangi birini yalanlayalım. ’17 Mayıs’ta diyor, CHP’nin Zaman gazetesi ziyareti’ diyor. O fotoğraf Marriott Otel. Bir otel orası. O gün 7 Haziran seçimlerine gidiyoruz, bir gün önce Milliyet, bir gün önce Cumhuriyet, iki gün sonra Hürriyet, ondan sonraki gün sizin Karar, bir gün de Zaman. Orası Zaman gazetesi değil, orası Marriott Otel. Ev sahibi biziz, yenilen haşlanmış yumurtanın parasını biz ödemişiz. Orada bir dosya yok, bir tek hesabı ödeyelim diye adisyonu getirmiş birisi. Gelen giden belge adisyon. Çık ve ‘Ben 17 Mayıs günü CHP genel başkanı, Zaman gazetesini ziyaret etti dedim, özensizliğim ve bilgisizliğim için özür diliyorum’ de, bunu demezsen yalancısın, bunu demezsen iftiracısın.”

Atilla Taş, ‘tweet’ten yatan bir Allah’ın kulu yok’ diyen Bozdağ’a seslendi


‘FETÖ’nün medya ayağı’ davasında tutuklu yargılanan isimlerden müzisyen Atilla Taş, suçsuz olduğunu savundu.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “Türkiye’de tweet attı diye tutuklanan bir Allah’ın kulu var mı? Yok” dediğini hatırlatan Taş, “Ben Zeus’un kulu muyum?” diye sordu.

‘Vicdanım rahat’

İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada savunma yapan Taş, hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini belirterek şunları söyledi: “Arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor. Orada ‘Adalet zulmün temelidir’ yazması gerekiyor. Ben çok samimi, ruhumun bütün çıplaklığıyla burada şunu söylemek istiyorum. Bu hain darbe girişimini yapan alçakları lanetliyor, en ağır şekilde cezalandırılmalarını yüce Rabbimden, adaletten diliyorum. En ufak bir suçum dahi olsa bir yıldır ayakta dahi duramazdım, canıma kıyardım. Vicdanım o kadar rahat ki halen bu yüzden yaşayıp nefes alabiliyorum.”

‘Beni bu halimle alacak cemaat yok’

“Suçsuzum ve bir yıldır suçsuz yere yatıyorum” diyen Taş şöyle devam etti: “Hiç alakam yok. Bir bakan çıktı ‘Tweet’ten yatan bir Allah’ın kulu gösteremezsiniz’ diyor. Ben Zeus’un kulu muyum? Ben de Allah kuluyum. Ben iflah olmaz bir devrimciyim. Ben Atatürkçüyüm. Mustafa Kemal’in askeriyim. En çok gurur duyduğum budur. Beni bu halimle alacak cemaat varsa hemen gideyim. Ama alan cemaat yok. Hayatımın hiçbir döneminde hacı-hoca kovalamadım. Ben kitap, öğretmen peşinde koştum. Hiçbir zaman hurafelere inanmam. Benim aklımı alacak hacı hoca daha anasının karnından doğmadı.”

‘Kültür bakanı mı yapacaklardı?’

Darbe girişimi gecesi saat 23.00’te darbe karşıtı tweet attığını dile getiren tutuklu müzisyen, darbecilere ‘bela okudu’: “Eski tweetlerimi gören hakim, savcılar o gece attığım tweete sağır kör kalıyorlar. ‘Ne kadar muhalif olursam olayım darbe onaylayacağım bir şey değildir’ diye saat 12.25’te tweet attım. Atilla Taş’ı kültür bakanı mı yapacaklardı darbe yapanlar? TBMM bombalanması ne demek? Bu onuruma dokundu. ‘Böyle saçmalık olabilir mi?’ diye yazdım. Ama darbeyle yargılanıyorum ben. Allah belalarını versin darbecilerin.”

Atatürk ve Macera


İnsanlık tarihi Napolyon, Enver Paşa, Hitler ve Mussolini gibi birçok
maceraperestin neden olduğu hazin öyküyle doludur. Öykü sahipleri,
dizginleyemedikleri aşırı hırsları nedeniyle bir taraftan ellerindekini yitirmişler,
diğer taraftan acı ve sıkıntıların en büyüğünü kendi uluslarına çektirmişlerdir.
Halk deyimiyle, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmuşlardır. Akıl ve
mantık ile hareket etmeyip duygulara esir olmanın bedeli her zaman ağır
ödenmiştir.

Uluslarına acılar çektiren bu maceraperestler ile ATATÜRK arasında
benzerlik bulmaya çalışanlar şunu görmelidirler: O, Kurtuluş Savaşı
sonrasında duygusal davranıp yeni bir maceraya atılmadı. Onu maceraya
sevk etmek isteyenler olmuştur. Ancak o bu yöndeki telkinlerin etkisinde
kalmayarak durması gereken yerde durmasını bilmiştir. Ona göre değerli olan
duygu aklı esir alan değil aklın emrinde olandır. O, “Akıl ve mantık ile hareket
etmek bizim şiarımızdır.” demekle yetinmemiş, tüm yaşamını ve yaptıklarını
bu şaşmaz ilkeye dayandırmıştır. Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ün bu yöndeki
özelliğini yansıtması açısından önemlidir:

Millî Mücadele henüz bitmiş, ordularımız Meriç sınırına dayanmıştı.
Çankaya’da oturuyorduk. ATATÜRK’ün Selânik’teki çocukluk arkadaşı olan

Nuri CONKER dedi ki:

-Paşam ne duruyorsun? Her şey elinizde. Selânik’teki eviniz boş
duruyor. Bir sözünüzle orada oturabilirsiniz. Size kim engel olabilir?

ATATÜRK, hepimizin yüzüne baktı ve şunları söyledi: 

“Böyle bir hareket bütün Avrupa’yı aleyhimize birleşmeye sevk eder.

Büyük bir mücadele iyi bir biçimde sona erdi. Tehlikeli bir maceraya
atılamam.”

Hamdullah Suphi Tanrıöver

Hem Serinleyin, Hem de Enerji Tasarrufu Yapın

Eğer bu sıcak havalarda vantilatör ile serinlemeye çalışıyorsanız baştan söyleyeyim: Boşuna uğraşıyorsunuz. Sıcak havayı bir noktadan diğerine taşımak, serinlemenizi sağlamıyor ve vantilatörler de tam olarak bu şekilde çalışıyor. Gelin gerçekçi olalım: Hava sıcaklığının zaman zaman 40 dereceyi aştığı bu aylarda, serinlemek için klima dışında bir seçeneğiniz yok. Ancak klima satın almak o kadar kolay bir iş değil: Hem enerji tasarruflu, hem uzun ömürlü ve hem de yaygın bir servis ağına sahip olmalı. Servis ağı özellikle önemli, yoksa hem montaj, hem de bakım için epey bir beklemek zorunda kalıyorsunuz! Piyasadaki klima modellerine bakın: Tüm bu özelliklere sahip olanların sayısının çok az olduğunu, onların da fiyatlarının neredeyse bir servet düzeyine yaklaştığını göreceksiniz. Neyse ki Uğur Soğutma’ya ait UIS 18 klima modeli, her bakımdan mükemmel bir seçenek olmayı başarıyor.


UIS 18’in bu denli iyi bir seçenek olmasının ilk nedeni, enerji tasarrufu. Hem A++ enerji sınıfına giren ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modellerinin sayısı oldukça azdır. UIS 18 ise, bu teknolojileri bütçeyi zorlamayacak fiyatlar ile sunuyor. Inverter teknolojisi sadece enerji tasarrufu değil, kullanım ömrünü de uzatıyor. Zira klima kompresörü, bu sayede yalnızca gerektiği zaman çalışıyor. Yenilikçi teknolojilerin kullanılması sayesinde, UIS 18 bekleme modundayken yalnızca 1W elektrik harcıyor. Bu inanılmaz bir oran, zira neredeyse %80 oranında bir enerji tasarrufu yaptığınız anlamına geliyor.


Yenilikçi teknolojiler sadece inverter sistemi ile sınırlı değil: Akıllı soğuk hava üfleme özelliği, ortam sıcaklığını yavaş ve doğal bir şekilde istenen dereceye getiriyor. Follow Me özelliği, kumandanın bulunduğu bölgeye göre ısıtma ve soğutma yapabilmesin sağlıyor. İyonizer ve bio-filtre özellikleri sayesinde de, sadece serin değil, temiz bir havaya sahip olabiliyorsunuz. Elektrik kesintilerini de dert etmeyin: UIS 18, enerji geldiğinde otomatik yeniden başlama özelliği sayesinde size iş düşmeden her şeyi otomatik olarak hallediyor. Farklı BTU seçenekleri mevcut olduğu için, size en uygun olan modeli Uğur Soğutma yetkili servisleri aracılığı ile tespit etmenizi tavsiye ederim. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr adresinden uygun fiyatlar ve 12 taksit avantajıyla siparişinizi hemen verebilirsiniz.

                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Perşembe, Ağustos 17, 2017

Mustafa Kemal ve Doğa Sevgisi


Doğanın bir parçası olan insan, kendisiyle birlikte doğayı da geliştirmek
sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirilebilmesi insanın
kendisiyle ve doğasıyla barışık olmasıyla mümkündür. Doğaya yönelik her
tahribat, insanoğlunun geleceğine yönelik bir saldırıdır. Ekolojik dengeyi
bozmaya yönelik girişimler kısa vadeli çıkarlar uğruna uzun vadeli geleceği
yok etmekten başka bir şey değildir. Bugün karşı karşıya kalınan doğal
felâketlerin birçoğu, bencil ve kısa vadeli çıkarlar uğruna doğanın tahrip
edilmiş olmasının bir sonucudur.

Doğa ve toplumla ilgili sorunların oluşumunda insan duyarsızlığının
payı büyüktür. Tarihte geçit vermez ormanlarıyla ünlü Anadolu, bugün
çoraklaşma tehdidiyle karşı karşıyadır. Çoraklaşan doğa ve hâlâ alt
edilememiş olan cehalet konusunda tüm ulusun duyarlılığını sorgulamasının
zamanı çoktan gelmiştir. Her konuda olduğu gibi doğa konusunda da duyarlı
olan ATATÜRK sadece Türk ulusunu değil onun doğasını da işlemeyi temel
görev bilmiştir. İnsan ATATÜRK’ün doğa sevgisini yansıtması açısından
aşağıdaki anekdot, güzel bir örnektir:

Mustafa Kemal’in Ankara’sında beni çok ilgilendiren, en çok
heyecanlandıran olay, herhâlde o iğde ağacının başından geçenlerle ilgili
olanıdır. Bozkırın, acı bir unutulmuşluk uykusundan Mustafa Kemal tarafından
uyandırıldığı o günlerde, Çankaya’dan Meclise giden yol üstünde olacak,
güzel bir iğde ağacı varmış. Tek bir ağaç... Ve Mustafa Kemal ne zaman o
ağacın önünden geçse, arabada ne kadar önemli bir sorun konuşuluyorsa
konuşulsun yanındakinin ya da kendisinin sözünü keser. Artık öğrendiği için,
şoför de arabayı o sırada yavaşlatır ve Mustafa Kemal yanındakine gösterir:
“Bak! Bu benim iğde ağacım!” Soylu, yapmacıksız, içten bir sevgidir bu.
Mustafa Kemal yalnızca o iğde ağacını sevmiyordu elbette. O bir doğa
sevdalısıydı ve çorak Ankara onu elbette özlüyordu. Yeni Ankara’yı ağaçlı,
yeşil bir şehir hâline getirmek onun tutkusuydu. Ve iğde ağcı bu tutkunun
simgesiydi.

...Aynı yoldan geçerken bir sabah yanındakinin kolunu tutmuş, “Bak, bu
benim...” derken iğde ağacının yerinde olmadığını görmüştü. Mustafa Kemal
şaşkınlıklar içerisinde arabadan atladı ve orada çalışan işçilere sordu: “ Ne
oldu buradaki iğde ağacı?“ Yolu genişletmek için kesmişler iğdeyi meğer.
Mustafa Kemal acıyla döndü arabasına ve ellerini yüzüne kapayıp ağladı!
Evet ağladı. Ve bu olaydan yıllar ve yıllar sonra, bu unutulmaz sevgiyi insan
Mustafa Kemal’in verdiği en güzel örneklerinden biri olarak televizyonda 
anlattırmak istediğimde, o günkü program denetçilerinden biri, “Mustafa
Kemal ağlamaz.” gibi acı bir gerekçeyle, metinden o paragrafı çıkarttı.
Oysa, Mustafa Kemaller de ağlar. Niçin ağlamasın? Sadece bir insan o.
Çoğu kez her birimizden biraz daha duyarlı, biraz daha içtenlikli, yalın bir
insan.

...Düşündüğü Gazi Çiftliği’nin, Gazi Orman Çiftliği adını almasında,
acaba o kesilen iğde ağacı adına ödenen bir borç, bir bedel anlamı da yok
muydu?


Nezihe Araz